Web Tasarım Ankara
  • BİR MUHALEFET METODU OLARAK “YOK SAYMA”
    BİR MUHALEFET METODU OLARAK “YOK SAYMA”

    Despotik iktidarın farklı aparatlarına karşı kullanılan farklı muhalefet metotlarının hiçbiri iktidarın kendini yeniden üretmesini ve tahkim etmesini durduramadı.Bireysel, toplumsal ve siyasal bazda her türden sindirme, tehdit, baskı ve zulümlere karşı söylem ya da eyleme dayanan her duruş, zalim-mazlum dikotomisini ortadan kaldırmadığı gibi dünün mazlumları ve muhalifleri, bugünün dünküleri aratan zalimleri oldu.

  • 27 MAYIS DARBESİ’NDEN SONRA PARTİLER NASIL KUR(DUR)ULMUŞTU?
    27 MAYIS DARBESİ’NDEN SONRA PARTİLER NASIL KUR(DUR)ULMUŞTU?

    Adalet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi, bizzat Devlet Başkanı Cemal Gürsel’in onayı alınıp “teşvik” edilerek kurulmuştur. İşte bu iki parti, DP oylarının (dönemin siyasal egemenlerinin kontrolünde, yeni kurulan siyasal sistemin meşruluğuna gölge düşürmeyecek bir biçimde) akacağı siyasal bir kanal olarak düşünülmüştür.

  • ADEM-İ MUHALEFETİN (MUHALEFETSİZLİĞİN) 10 İLLETİ
    ADEM-İ MUHALEFETİN (MUHALEFETSİZLİĞİN) 10 İLLETİ

    Birey olamamış bir toplumsal kültürün kişisi ve bir bütün olarak toplumsalın kendisi yerleşik hale gelmiş adem-i muhalefetin aşağıdaki 10 illeti ile yüzleşip hesaplaşmadığı sürece, insanların sömürü ve esaret secdeleri hiç bitmeyecektir.



  • TANRI ve ATALAR
    TANRI ve ATALAR

    Para isteyen bir muhtaç, bir hayır duası ile karşılık verirken, can isteyen bir dava, onur ve cennet garantisi ile karşılık verir. Bütün bunları feda edebilecek olanları ikna etmenin hatta canları pahasına kendilerini vermenin en kullanışlı ve sihirli yöntemi ise, büyük anlatırlardır. En büyük ve en ikna edici iki anlatı: Tanrı ve atalar.

  • GÖNÜLLÜ TAPINMA VE ADEM-İ MUHALEFETİN ÜÇ ETHOSU: UMUT, KORKU VE KÖTÜLÜK
    GÖNÜLLÜ TAPINMA VE ADEM-İ MUHALEFETİN ÜÇ ETHOSU: UMUT, KORKU VE KÖTÜLÜK

    Aslına bakılırsa, tiran ve tiranlık zinciri kitlenin tiranın suç ortağı olmasından kaynaklanmaktadır. Kişi kendi duygu ve eliyle tiranı yaratmakta ve özgürlüğünü bizzat gönüllü kullukla değiştirmektedir. Tiranlık zincirine dahil olunduğu sürece, Spinoza’nın şu sözü sonsuza dek geçerliliğini koruyacaktır: “İnsanlar, sanki özgürlükleri için savaşırmışçasına, kölelikleri için savaşırlar”.

  • HDP’Yİ KAPATMAK, MUHALİF KÜRT HAREKETİNİ REJİME ENTEGRE ETMEK VE DEVLETE MUTİ KILMAK AMACINI MI TAŞIMAKTADIR?
    HDP’Yİ KAPATMAK, MUHALİF KÜRT HAREKETİNİ REJİME ENTEGRE ETMEK VE DEVLETE MUTİ KILMAK AMACINI MI TAŞIMAKTADIR?

    Arap-İslam, Fars-İslam ve Türk-İslam imparatorlukları devlet geleneğinden mülhem Türkiye’de siyasal akıl, rejime “muhalif” ve devlete “düşman” gördüğü toplumsal ve siyasal hareketleri, sisteme eklemleme, rejime entegre etme ve kendine “iman” ettirme noktasında oldukça mahirdir. Cumhuriyet dönemi Türkiye’si, bu tespiti doğrulayacak çok sayıda örneğin adeta “test edilme ve onaylanma laboratuvarı” haline gelmiştir.

  • ÇARPIK İNANÇTAN CİNSEL TABUYA DİNDARLARIN CİNSELLİK TRAVMASI
    ÇARPIK İNANÇTAN CİNSEL TABUYA DİNDARLARIN CİNSELLİK TRAVMASI

    Özellikle bazı İslami, muhafazakar cemaat, tarikat ve yapılarda ortaya çıkan ve içinde meşhur aktörlerin de olduğu cinsel taciz vakalarının ayyuka çıkması, İslamcı, muhafazakar ve dindar çevrelerde cinsel içgüdü ve eğilimlerin çarpık inançtan kaynaklanan yok sayılan, susturulan, bastırılan doğası üzerinde düşünmenin gerekliliğin ortaya çıkarmıştır.

  • SİYASETİN TAPINAĞI
    SİYASETİN TAPINAĞI

    Toplumun birliği, bütünlüğü ve devamı için nizam, düzen ve izan gereklidir. Tarihin her döneminde kılıcın yanında asa hep var olagelmiştir. Âsasız kılıç, susuz bedene benzer. Kılıcın kan akıtmadan toplumda düzen, nizam, birlik ve bütünlüğü temin etmek ve sürdürmek için kutsal ruha ihtiyacı vardır.

  • “PANDİGİTON” YA DA “BANVİRÜSON” İKTİDARIN YENİ BAĞLAMI: VİRÜS (“MİKROP”) POLİTİKASINDAN “HİǔİN SİYASETİNE!  İNSANIN KENDİ HAPİSHANESİNDE SELF-GÖNÜLLÜ KÖLELİK
    “PANDİGİTON” YA DA “BANVİRÜSON” İKTİDARIN YENİ BAĞLAMI: VİRÜS (“MİKROP”) POLİTİKASINDAN “HİǔİN SİYASETİNE! İNSANIN KENDİ HAPİSHANESİNDE SELF-GÖNÜLLÜ KÖLELİK

    Korona tehlikesi atlatılsa bile bundan sonraki süreçte, eğitimden endüstriye, din anlayış ve pratiğinden ticarete, kamu yönetimi ve siyasetten hukuka, yaşam tarzından eğlenceye, insan ilişkilerinden iktidar ilişkilerine, sosyolojiden savaşa, seks ve cinsellikten evliliğe, düğünden cenazeye kadar hayatın tüm alanlarında köklü bir dönüşüm yaşanacağı aşikardır.

  • “ÇANAK AYDIN“LIK
    “ÇANAK AYDIN“LIK

    Bir tür "çanak anten"e benzeyen çanak aydınlığın üç işlevi vardır: 1. İletme, 2. Yansıtma, 3. Yalama. Nasıl ki bir çanak anten belirli bir operasyon merkezinden gelen görsel ya da işitsel mesajları belirli ışık ve ses kırılmaları ile dağıtım ağlarına iletirlerler ve güç kaynaklarının çevreye yayılımında yansıtma işlevi görürlerse, çanak aydınlık da aynı işlevleri yerine getirirler.

  • BİR BAŞKA AÇIDAN 15 TEMMUZ
    BİR BAŞKA AÇIDAN 15 TEMMUZ

    Sivil direnişin ruhuna aykırı bir şekilde, ticari ve politik rantı üzerinden 15 Temmuz, darbeye direnen şehitlerimizin kanlarını akıtan tetikçi Hizmet”kar” çeteye yardım ve yataklık edenlerin şaşalı ve gösterişçi günah çıkartma operasyonuna dönüşmüş, tarih yaratan mitik bir efsane haline getirilmiştir.

  • BİR BAŞKA AÇIDAN 15 TEMMUZ
    BİR BAŞKA AÇIDAN 15 TEMMUZ

    Sivil direnişin ruhuna aykırı bir şekilde, ticari ve politik rantı üzerinden 15 Temmuz, darbeye direnen şehitlerimizin kanlarını akıtan tetikçi Hizmet”kar” çeteye yardım ve yataklık edenlerin şaşalı ve gösterişçi günah çıkartma operasyonuna dönüşmüş, tarih yaratan mitik bir efsane haline getirilmiştir.

  • “KANDİL DİNİ“, BİR 'DİNE KARŞI DİN' UYGULAMASIDIR
    “KANDİL DİNİ“, BİR 'DİNE KARŞI DİN' UYGULAMASIDIR

    KANDİLLER, kurulu düzenin din anlayışının devam ettirilmesi, kitlelerin ağızlarına bir parmak bal çalarak kitleleri afyonlaştırmanın, dolayısıyla şirk ve sömürünün devam ettirilmesini temin eden aparatların en büyüğüdür. KANDİLLER adı altında yüzyıllardır uygulanan ancak TEVHİD DİNİ teorik ve peygamberler pratiğinde olmayan bir DİNE KARŞI DİN anlayışının uzantısından başka bir şey değildir.

  • MÜSLÜMANLAR ELİYLE MÜSLÜMANLIĞA VE MÜSLÜMANLARA “RIZA“ DARBESİ!
    MÜSLÜMANLAR ELİYLE MÜSLÜMANLIĞA VE MÜSLÜMANLARA “RIZA“ DARBESİ!

    Rızaya dayalı hegemonya, sadece Müslümanlara arzularını ve istediklerini vermiştir. Ancak bedeli çok ağır olan ve olacak olan iddiaları ve davalarından vazgeçmeleri karşılığında.

  • DİNDARLAR MÜSLÜMAN MI?
    DİNDARLAR MÜSLÜMAN MI?

    Dindarlaştıkça Müslümanlıktan yani tevhid, ahlak ve adaletten uzaklaştıran bir “din” anlayış ve uygulaması cari ise ortada bir sorun var demektir.

  • 15 TEMMUZ DEVRİMİ “KENDİ EVLADINI” YEMEDEN HİZMET”KAR” ÇETEYİ BİTİRMENİN 5 PRATİK YOLU
    15 TEMMUZ DEVRİMİ “KENDİ EVLADINI” YEMEDEN HİZMET”KAR” ÇETEYİ BİTİRMENİN 5 PRATİK YOLU

    Tetikçi Hizmet”kar” çetenin darbe girişiminin geri püskürten “baldırıçıplak” halk kesimlerinin gerçekleştirdiği “15 Temmuz Devrimi”, kurdun puslu ve kirli havayı sevdiği bir tarzda, tam da Hizmet”kar” çeteyi tarlaya süren ve sonuçtan nemalanmak isteyen güç odaklarının Fer”kurt” (Fergenekon”kurt”), Ulusal”kurt”, Ak”kurt” ve Er”kurt” (Ergenekon”kurt”) harekatına dönüşme potansiyeli taşımaktadır.

  • GÜLENİZM: “DİNCİ” KEMALİZM’DEN DECCAL’İN “DARBECİ ORDUSU”NA
    GÜLENİZM: “DİNCİ” KEMALİZM’DEN DECCAL’İN “DARBECİ ORDUSU”NA

    Gülenizm’in bir “dini” hareket olarak tartışılması, daima Hizmetkar şebekenin (network-mafyatik ağ) ekmeğine yağ sürmek ve onun kötü emellerine alet olmak ve ona “hizmet” etmekten başka bir şeye yaramamıştır. Halbuki Gülenizm, bir “dini” hareket olmaktan ziyade, “dinci” görünüm altında hokkabazlık yapan, çıkara, ilişkilere, derin bağlantılara, istihbari manipülasyonlara, aldatmalara dayanan oldukça “seküler, maddi ve pragmatist” bir harekettir.

  • 15 TEMMUZ 2016: HALKIN TETİKÇİ MAŞA ASKERE “DARBE” GÜNÜDÜR
    15 TEMMUZ 2016: HALKIN TETİKÇİ MAŞA ASKERE “DARBE” GÜNÜDÜR

    15 Temmuz 2016 tarihi, Türkiye’de esas darbeyi askerin değil, askerin de içinden çıktığı “halk”ın yapabileceğini gösterdiği, cuntacı ve vesayetçi askere halkın “karşı darbe” ile cevap verdiği gündür.

  • AHMET ÖZSOY: DİRENEN HALK “DARBE”Sİ ŞEHİDİ
    AHMET ÖZSOY: DİRENEN HALK “DARBE”Sİ ŞEHİDİ

    Ahmet Ağabey, senin aziz hatıran, darbecilere verdiğin büyük ders, her birimizin her daim bu darbe girişimini unutmamak ve ondan ders almak adına, 15 Temmuz 2016 şehid olduğun tarihi ve günü inşallah unutmayacağız ve unutturmayacağız. Sen artık direnen darbe şehidlerinin sembol ve öncü ismi oldun. Aziz hatıranı inşallah gücümüz yettiğince yaşatmaya çalışacağız. Yılmayacağız ve tüm kötülüklere ve zulme karşı direneceğiz. Senin gibi vakurlu ve haysiyetli bir şekilde.

  •  İktidarın Arka Bahçesi Olmak Ya Da İHH’dan Sonra Sıra Kimde?
    İktidarın Arka Bahçesi Olmak Ya Da İHH’dan Sonra Sıra Kimde?

    İslam tarihinde devlet, topluluk (cemaat) ve ulema ilişkisi oldukça sorunludur. Müslüman devletin zulme sapan ve sömürü içeren uygulamalarına karşı duruş sergileyen, İslam’ın sivil ve toplumsal ruhunu zalim Müslüman iktidar öbeklerine karşı koruyan ve bu uğurda direniş hareketlerini destekleyen Müslüman alimler, akımlar ve hareketler olmuşsa da (Harici, Şii ve Mutezili devrimci ve temekküncü muhalefet hareketleri), İslam tarihinde hakim kod, cemaatin çoğunluğunun ve ulemanın genellikle devlet ve iktidar safında yer aldığıdır.

  • “MUKTEDİR” VE “İKTİDAR”IN AŞIRI DESTEKÇİLERİNE ARZUHALİMDİR
    “MUKTEDİR” VE “İKTİDAR”IN AŞIRI DESTEKÇİLERİNE ARZUHALİMDİR

    Bizlerin amacı, Allah'a karşı şehadet görevini yerine getirmek ve tarihe tanıklık etmektir. Rabbim yarın sorduğunda, neden uyarmadın neden sessiz kaldın, neden kirlilik, pislik ve hukuksuzluklara bildiğin ve gördüğün halde karşı çıkmadın dediğinde, Allah'a karşı söyleyecek inşallah sözümüz olacaktır. Sizlerin de sözlerinin olmasını canı gönülden niyaz ederim.

  • Benim Ölüm “İyi” Senin Ölün “Kötü” Sendromu
    Benim Ölüm “İyi” Senin Ölün “Kötü” Sendromu

    Kendi kavmi, mezhebi, dini, ırkı, etnisitesi, cemaati, ideolojisi ya da dünya görüşünden olmayan masum insanların katledilmesi ya da bombalanması sonucu “ölüm”lerinden insanlık adına utanmak ve insan olmaklık halinden ötürü üzülmek şöyle dursun, neredeyse zevk duyacak hale gelen her düşünce, kavim, din, mezhep, ırk, ideoloji ve dünya görüşünden insanların çoğunlukta olduğu bir dünya, hakikate dair gidecek yolu kapatmış demektir.

  • BİLİMİN TİCARİLEŞMESİ: “PARACI” AKADEMİK TEŞVİK SİSTEMİ VE BİLİMSEL KONGRE SİMSARLIĞI
    BİLİMİN TİCARİLEŞMESİ: “PARACI” AKADEMİK TEŞVİK SİSTEMİ VE BİLİMSEL KONGRE SİMSARLIĞI

    Her gün büyük huzursuzluk ve sorgulama ile içinde bulunmak durumunda kaldığım akademyanın içler acısı bu haline paralel olarak, akademisyenleri “para” için araştırma ve bilim yapmaya özendiren, aslında niteliksiz obez bilgi ve malumat yığınının oluşmasına vesile olan “akademik teşvik sistemi”, beklenenin aksine bilimin ticarileşmesi ve sahtekarlıkla örüntülü bir bilgi ve malumatfuruşluğun oluşmasına katkı yapacak hale gelmiştir.

  • NEO-LİBERALİZM, TÜRKİYE VE MÜSLÜMANLAR
    NEO-LİBERALİZM, TÜRKİYE VE MÜSLÜMANLAR

    Neo-liberalizm, Türkiye ve Müslümanların iktisadi, sosyolojik ve siyasi dönüşümlerini ele alan bu mülakat, Nida Dergisi'nin 175. sayısında (Mart-Nisan 2016) yayınlanmıştır.

  • “KURAL”LI TOPLUM MU, “KRAL”LI TOPLUM MU İSTİYORUZ?
    “KURAL”LI TOPLUM MU, “KRAL”LI TOPLUM MU İSTİYORUZ?

    “Olmayan” İslam dünyası ve “ebedi şeflik” bedenini “kutsal reislik” ruhu ile perçinlemeye çalışan muhafaza”kar” “yeni Türkiye” tiyatral sahnesinin en büyük sorunlarından birisi de, “kural”lı toplum olmak yerine, “kral”lı toplum olmaklık halini sürdürmeyi tercih etmesidir.

  • “KUTSAL ÇOBAN“ KÜLTÜ ÜZERİNDEN SÖMÜRGELEŞEN MUHAFAZA”KAR”LIK
    “KUTSAL ÇOBAN“ KÜLTÜ ÜZERİNDEN SÖMÜRGELEŞEN MUHAFAZA”KAR”LIK

    Ak Parti’nin devletleşmesi ile birlikte, muhafaza”kar” toplum kesimleri nezdinde, Erdoğan’ın, adeta “kutsal tek adamlık” mertebesine çıkartılmasının sebeplerinden birisi de, tarihsel ezilmenin yarattığı acı ve özlem olduğu kadar, tarihsel İslam siyaset zihniyetinin yöneten-yönetilen ilişkilerine dair “halifetullah” söylemi ve “çoban” ve “sürü” metaforunun dinsel bir nitelikte ete kemiğe bürünmesidir.

  • KEMALİST “BEDENİ” TAHKİM EDEN MUHAFAZA”KAR” İSLAMCILIK “RUHU”
    KEMALİST “BEDENİ” TAHKİM EDEN MUHAFAZA”KAR” İSLAMCILIK “RUHU”

    Şerif Mardin, 30 Eylül 2003 tarihinde Ruşen Çakır’a verdiği bir mülakatta (Vatan, 30.09.2003) aynen şöyle demiştir: “AKP’nin iktidarda olması Kemalizm’in bir başarısı sayılmalıdır”. Mardin’in sözünden ilham alarak, yaklaşık 13 yıl sonra daha ileri giderek, Türkiye’de İslami köklerden gelen iktidar sayesinde, Kemalist “bedeni” tahkim eden bir tür siyasi muhafaza”kar” İslamcılık “ruhu”nun oluştuğunu iddia ediyorum. Başka bir deyişle, bugünün şartlarında Türkiye’de, “seküler” Kemalist “bedene”, “manevi/muhafaza’kar’” “ruh” üflenerek, Kemalist “beden” hepten güçlendirilmiştir.

  • “GÜǓÜN İMANI
    “GÜǓÜN İMANI

    Paranın, lüksün, şatafatın, konforun, kibrin, tahakküm ve gösterişin dünyası haline gelen günümüzde, tüketime dayalı meta-teknolojik muhafaza”kar”lıkta eriyen dindarlık, kendini “Powertheism”de (güç tapıngaçlığı) gerçekleştirmenin arzusu ile yanar tutuşur hale gelmiştir.

  • “Kutlu Doğum” Dindarlığına “Hizmet”e Hayır! (Milat, 17.04.2014)
    “Kutlu Doğum” Dindarlığına “Hizmet”e Hayır! (Milat, 17.04.2014)

    “Kutlu Doğum” haftası, “hizmet”kar şebekenin 1989 yılındaki girişimi sonucu, Türkiye Diyanet Vakfı’nca (TDV) başlatılan ve sonradan Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı (TDİB) tarafından da desteklenerek, 1994 yılından itibaren Peygamberimizin doğum tarihinin Miladi takvime göre 20 Nisan olduğu kabul edilip, ilgili tarihin Miladi takvime göre sabitlenmesiyle Hazreti Muhammed’e ilişkin etkinliklerin yapıldığı haftanın adıdır.

  • “Kandil Dini” (Milat, 18.05.2015)
    “Kandil Dini” (Milat, 18.05.2015)

    Her biri belirli gün ve zaman dilimine hasredilen/hapsedilen Mevlid, Regaib, Mirac ve Berat gibi tarihsel ve geleneksel İslam’ın tabir caizse “yortu günleri” haline getirilen kandiller, daha çok Pavlus’çu Hıristiyanlığa benzer bir biçimde aşırı ritüellere boğularak bağlam ve özgünlüğünden kopartılan bir “kandil dini” tesis etmiştir.

  • Adem Çaylak'la Mülakat (Müslümanların Devlet ve İktidarla İmtihanı)
    Adem Çaylak'la Mülakat (Müslümanların Devlet ve İktidarla İmtihanı)

    Bu mülakat, bir yayın kuruluşu tarafından 7 Haziran 2015 seçimlerinden 1,5 ay önce yapılmış ancak yayın kuruluşu ve Adem Çaylak bazı konularda anlaşamadığı için yayımlanamamıştır.

  • Ey Bir Kısım Müslüman Aydın! Siz(inl)e Soru(nu)m Var!
    Ey Bir Kısım Müslüman Aydın! Siz(inl)e Soru(nu)m Var!

    Ey bir kısım Müslüman ya da Muhafaza”kar” gazeteci, yazar, ilim ehli ya da akademisyen aydınlar! sizi “rahatsız etmeye” geldim. Sizlere sesleniyorum! İktidar “siz”de değilken var olduğunu sandığımız az çok muhalifliğinize güvenerek, belki kırıntı düzeyinde “eleştirel aklı”nız kalmıştır umuduyla, sizlerin “kalb-i akıl” ve yüreklerinize seslenmek istiyorum.

 

 

İletişim Formu

Ad Soyad:
E-posta:
Telefon:
Mesajınız:
Kategori: Yazarlar